[Flash 9 is required to listen to audio.]
Tesir – Kristal Bir Kış, Henüz Kar Görmemiş Kız (20 plays)

aprakadavra:

tesir:

30 Eylül 2009, gece vakti, kendim için hazırladığım bir ninni.

Kafes.

Akıyordu vücudu

Kafesten

Kafesin parmaklıklarının arasından

Yayılıyordu

Üç yahut dört kat altına

Kafesin

 

Kafesten kurtardı
Kızı

Elini tuttu

Kızın

Ve kaçmaya başladılar

 

Gölgeler peşindeydi

Kızın

Ne kızıl, ne gümüş, ne altın

Betimlenemez ışıltısı

Kızın

 

Ne insaniyetinden, ne de merhametinden

Sırf

Uzun

Siyah

Düz saçı için

Tuttu elini kızın

 

Gölgeler peşindeydi

Kızın

Ne çocuğun, ne kafesin

Sırf

Kızın

 

Dili apayrıydı

Kızın

Ne harfleri, ne kelimeleri

Anlayabiliyordu

Çocuk

Tebessüm ediyordu

Elini tuttuğunda

Kızın

 

Siyah gölgelerin sahibi

Siyah bir cadı

Sahibi

Kafesin

Kalenin

Kızın

 

İri kılıcı taşımakta güçlük çekiyordu

Çocuk

Tutuyordu

Sağ eliyle kılıcı

Sol eliyle elini

Kızın

 

Çocuğun gözü

Üzerindeydi
Kızın

Gözleri ise

Üzerindeydi

Kuşların

Gözleri ise

İçindeydi

Kalenin

 

Uyumuyordu

Çocuk

Dinlenmek için oturdukları koltukta

Uyurken

Kızın

Suretini seyredebilmek için

Sırf

 

Az kalmıştı

Gölgeler tükeniyordu

Cadı bitap düşmüştü

Masal bu ya

Çocuk ölmüştü

 

Şimdi

 

Elini tutuyor birileri kızın

Bir gün sağ elini

Bir gün sol elini

Tutan

Birileri

 

Bir gün uzun saçlı

 

Bir gün seyrek saçlı

 

Bir gün sakalsız

 

Bir gün bıyıksız

 

Bir gün tıfıl

 

Bir gün iri yarı

 

Birileri

 

Vasıfsız

Birileri

 

Kılıçsız

Birileri

 

Uyuyan

Birileri

 

Çirkin şiirleri var

Birilerinin

 

Çirkin gramerleri var

Birilerinin

 

Çirkin geçmişleri var
Birilerinin

 

Ve gölgeleri var

Birilerinin.

 

Bubiranîönmasaldır. 25 Kasım 2009 Çarşamba, 11:29:08

Sesi Kirli Bir Masal; Kafes dokümanı.

İçin Mevsimi.

A”.’kıl almaz bir şans trafiği; meteoroloji ne zaman ki şoförler için küfür ve ter döktürecek minvalde raporlar dağıtıyor; mevsim (ne zaman ki), katatonik motivasyonlar için mazeret sayılabilecek ayları şartlandırıyor ve ipe sapa gelmez yeniyetme bir rasyonalizmden ”Çök, üzül, mümkünse yok ol!” gündelik komutlarını envanter ediniyor, (o zaman) ”Olacaksa şimdi olmalı.” kozumuzu umudumuza zerk ediyoruz, veyahut tembel bir müdafaa dürtüsüyle aşınmışları ve izlerini sakladıklarımızı, güncel haftalarımıza aşama aşama yedirmeye başlıyoruz. Ve (bu) manzaranın, (defalarca tecrübe edilmesine karşın*) tadından ödün vermemiş ayrılım eşiği* ile paralelce burun buruna gelmesi; montajladıkları kardeş korkularından aşikâr.

Ayrılım eşiği, öncesi ve sonrası ile, muadil korku tohumları ekiyor.

Uçurumdan madden bir hayli uzaktayken, taşıdığımız paranoya miktarına göre, az veya çok (genellikle az), yitirmek kaygısı duyuyoruz; ”Ya kaybedersem?” dönemi.

Uçuruma madden yaklaştırıldıkça, çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanacak abstre bir hazırlık telaşına girişiyoruz; ”Kabullenmeliyim.” dönemi. Bu, bir beraberliğin en küstah evresi bana kalırsa. Kim, çokluevrenin kuytu bir noktasına olası düşüşüne karşın zatî önemsizliği ve bir başınalığıyla baş edebilmeye yönelik bir prova tatbik edebilir? Bilinmeyene hazırlık, rasyonel midir? Yahut, bu minvalde yalnızca tahmin etmekle sınırlandırılmış vakıf olmak kapasitemizi, düz bir mantığa dayamak, yağmur duasından medet ummak değil midir? Anî vuku bulması gerekli diğer her şeyden çok daha birdenbire bitmeli, bitmek, bitebilmeli. Zira, henüz belki de dün, burnunuz ve boynu arasında çalışan kusursuz mekaniğin sizi kokuyla yapıştırdığı kimseyi, şimdi süremiz doluyor çanlarıyla bir ön hazırlığa itmek, yıkımın şiddetini çoğaltmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. İçimizden sadece biri geçiyor ve dünyamızı değiştirdikçe başımız daha fazla dönüyor.

Bubiranîönsözdür. 22 Kasım 2010 Pazartesi, 04:01:39

Bacak Bacak Üstüne Atan Şarkılar; Kolları Kıvrılmış Bir Savaş.